16 Mart 2009 Pazartesi

Fark var çocuklar, sizde fark var…

Fark var çocuklar, sizde fark var…
15.03.2009

Türkiye'de bu yıl beşinci kez düzenlenen FIRST Logo Ligi, Şubat'ın son günlerinde çok renkli görüntülere sahne oldu. Çocuklar küresel ısınma üzerine şaheserler yarattılar.  Daha önce pek çok yarışmada bulunmuştum ama böylesine keyifli olanına rastlamamıştım hiç...

Şubat'ın son üç günü oldukça renkli geçti. Daha önce pek çok yarışmada bulunmuştum ama böylesine keyifli olanına rastlamamıştım hiç.

FIRST Lego Ligi'nden (FLL) bahsediyorum. FLL dünya çapında bir yarışma... Türkiye bacağını Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Smartkids ortaklaşa düzenliyor.

FIRST Vakfı D. Kamen tarafından kurulmuş. Kutlanmayan ve sık anılmayan kavramların hayatla bütünleşemediğine inananlardan oluşan ekibin hedefini, isimlerinin açılımdan idrak etmek mümkün: For Inspiration and Recognition ofScience and Technology. Evet, işin içine ilham ve kutlama eklenince bilim de, teknoloji de çok daha çekici... 

Lego'nun dahil olmasıyla ortaya çıkan FLL, 1998'den beri düzenleniyor. 2009 itibariyle Türkiye'de beş yaşına basan yarışma, 9-16 yaş arasındaki bütün gençlere açık. En az dört, en fazla on kişilik ekiplerle yarışabiliyorlar. Bu sene bütün dünyada 49 ülkeden 13.000 takımın ve 130.000'e yakın öğrencinin katılımı bekleniyor.

Tema küresel ısınma

Turnuvada iki önemli aşama var: bir robot yarışması, bir de proje. Her sene ayrı bir tema belirleniyor. Robot esprisi her yıl farklı görevler etrafında dönüyor. Çocuklar lego temelli robotların tasarımından, inşa edilmesine, programlamasına kadar bizzat kendileri çalışıyorlar. Proje ise tamamen robottan bağımsız, genel temayla ilintili fikirler / çözümler geliştirmek üzerine kurulu.

Feshane'deki finallere 14 ilden toplam 78 takım katıldı. Üç büyük kentten kaydolan gruplar genellikle okullarını temsil ediyorlardı, diğer illerden gelenler ise şehirlerini... Anadolu ekiplerinin arkasında memleket desteği vardı sanki. Yöreleriyle bütünleşmişlerdi, herkesle paylaşmışlardı projelerini, tişörtlerini belediye yapmıştı bazısının... Ağırlığı fark edilen bir başka grup da Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı idi. Eğitim Parklarının Türkiye'ye renk kattığı, her sunumda yeniden hissediliyordu.

2009'un teması Küresel Isınmaydı. Benim dahil olduğum jüri ekibi bir yandan 26 takımın sunumunu dinledi, bir yandan diğer jüri ekiplerinin takip ettiği 52 ekibin fikirlerini merak etti. Arada sıradan sunumlar da vardı elbette, ama yaratıcı performanslar ağırlıktaydı.

"Yaratıcı çocuk" bunlar

Performans diyorum çünkü klasik Powerpoint sunumları değildi gördüklerimiz. Toplam on beş dakika gibi kısa bir süre içinde çocukların konuya hakim olduklarını hissettirmeleri, odaklandıkları alanı sergilemeleri, çözüm önerilerini anlatmaları ve sıkıcılıktan uzak görsel bir dille sunmaları gerekiyordu. İşin cabası on beş dakikanın en az beş dakikasının soru-cevaba ayrılması gerekiyordu.

Sıkıcı olmamak, farklılığı yakalamak için tiyatro en sık kullanılan yöntemdi. Ama unutmayın, adı üzere "yaratıcı çocuklar" bunlar... Senaryolar arasında oyuncuları ağaç, dünya, kutup, börtü, böcek olanlar da vardı; Meriç'teki selleri engelleyemezse sevdiğine kavuşamayacak Keşanlı Ali de... 

Tiyatro tek yöntem değildi elbette. Kimisi yeleklerini dahi kendilerinin ördüğü kuklalarıyla gelmişti, kimi maket şehriyle... Legodan yapılmış arıtma tesisini de sergileyen vardı, kara bereleriyle rap söyleyenler de...

Hemen hepsi interneti hatmetmişti. Soruna tepeden yaklaşıp adım adım aşağıya inmişler, seçimlerini yapıp, alt başlıklara odaklanmışlardı. Internet yeterli olmamıştı çoğu zaman, bir bilene danışmışlardı. Ekiplerden bazısı TEMA'yla görüşmüştü, bazısı ÇEVKO'yla. DSİ'ye de giden vardı, Orman Bölge Müdürlüğü'ne de. Konya havzasının neden kuruduğunu öğrenmek isteyen takım kuraklığın merkezine gidip muhtar muhtar dolaşmıştı mesela. Küresel ısınmanın hayvanlara etkisini görmek isteyen grup Darıca Hayvanat Bahçesi'ni en ince detayına kadar resimlemişti.

Sloganlar iddialıydı

Gelelim fikirlere, önerilere... Uçuk kategorisinden mi başlamalı, olası projelerden mi? Akademik olanlardan mı, yoksa çocuksulardan mı? En iyisi adım adım ilerlemek...

Önce iddialı sloganları hatırlayalım. Geri Dönüşümcüler "Geri Dönüşüm Muhteşem Olacak" demişlerdi. Bilecik ekibi çareyi 3S'de görüyordu: "Sevgi - Sorumluluk - Sabır".

Bölgesel projelerin ilk sinyallerini vermiştim satır aralarında... Keşanlı Ali ekibi Meriç nehrinin etrafına, hem taşmaları engelleyecek, hem de yazın kurak günlerinde tarımda kullanılacak "Sel-Çuk" lar (Sel Çukurları) yerleştirmişti. Konya Havzasını kurtarmak isteyenler çözümü Lut gölünde bulmuştu. Acaba Lut gölünden Kızıldeniz'e kadar döşenen kanalın bir benzeri Konya-Akdeniz arasına kurulabilir miydi? Antalyalılar orman yangınlarını engellemek için ağaçlara sürülesi bir sıvı geliştirmişlerdi. Diyarbakırlılar üzerlerinden eksik olmayan güneşi en iyi şekilde kullanan Güneş Evi projelerini anlattılar. Es-O-Es diyen Eskişehir ekibi Porsuk çayına odaklanmıştı, vahşi sulamaya karşıydı.

Gelelim diğer orijinal fikirlere... Fabrikalardan çıkan CO2'yi mavi-yeşil alglerin üzerine versek, fotosentez sayesinde oksijen yaratsalar, çoğalan alglerden de biyodizel yakıt elde etsek? (İzmir) Buzullar eriyince dünya yüzeyini kaplayan beyaz alanlarda azalma ve dolayısıyla günışığının geri yansımasında problem olacak; bütün asfaltları ve çatıları beyaza boyasak? (İzmir) Çevre dostu köyler yapsak, enerji doğadan, kullanım suları yollar altında depolanan yağmur sularından gelse, eski gazetesini getiren yenisini bedava alsa? (İzmir) Evde harcanan suyun dörtte biri sifona gidiyor; sifonun su düzeneğini baştan tasarlasak, kullanılmış suları arıtıp sifonda yeniden kullansak? (İstanbul)

Bu projeler benim gördüklerim sadece. Kim bilir neleri kaçırdım... Finaliste geçmeden önce ödül kazanan listede yukarıdaki şehirlere ek olarak Karabük, Malazgirt, Sakarya, Alanya, Afyon, Gaziantep gibi isimlere rastladığımı belirteyim.

Ve şampiyon...

Bütün kategorilerin toplamında en iyi dereceyi alan Yoroz, Türkiye'yi Atlanta'da temsil edecek. Karadeniz'den gelen sevimli, pırıltılı ekip, Ordu'da seferberlik ilan etmiş neredeyse. Düzenledikleri karikatür yarışmasından en iyileri şehrin her yerinde sergilemişler, kitaplaştırmışlar. Şehirlerinde henüz az hissedilen küresel probleme dikkat çekmişler. Yöredeki yüksek nemi, suya dönüştürecek bir de düzenek geliştirmişler. Soba borularını andıran alet, hoş bir prototip... Teatral başlayan gösterileri, konuya göre sözleri yeniden uyarlanmış bir rap şarkısıyla bitiyor: "Fark var, bizde fark var!" 

Yoroz'a Atlanta'da başarılar diliyorum. Ancak sadece Yoroz'la değil, katılan bütün ekiplerle gurur duyduğumu belirtmek istiyorum. Bende yarattıkları umut için de bizzat teşekkür ediyorum. Ve bütün ekipler için söylüyorum: "Fark var çocuklar, sizde fark var..."


Marketing Türkiye

Hiç yorum yok: